Kitlesel çevrimiçi açık dersler (MOOCs) üzerine

Açık ve uzaktan öğrenme alanında çalışanların son zamanlarda tartıştığı konulardan biri de kitlesel çevrimiçi açık dersler (orijinal adı ile MOOC – Massive Open Online Course). Pennsylvania Üniversitesi’nden bir grup bilim insanının “The Life Cycle of a Million MOOC Users” başlığı ile geçtiğimiz ay yayınladığı araştırma tartışmaları hararetlendirdi. Öyle ki konu, 22 Aralık 2013 tarihli Sabah gazetesi İnternet sitesi haberine bile konu oldu. “İnternet Üzerinden Eğitim Denemesi Başarısız Oldu” başlığı ile verilen haberi gördükten sonra ben de konu hakkında bir yazı yazmak istedim.

İlk yayımlanma tarihi: 19 Ocak 2014

Neredeyse 2 senedir blogumda “Taslak” olarak kayıtlı durumda olan bu yazıyı artık yayımlamanın vakti geldi. Bu yazıda MOOC nedir, ne değildir, ne için kullanılır, ne kadar başarılılar, neler vaad ediyor, gelecekte okulların yerini alabilecekler mi gibi sorulara kendimce güncel çalışmalardan derlediklerimle yanıtlar vereceğim. “Kitlesel çevrimiçi açık ders nedir?” sorusuna yanıt veren bir Youtube videosu ile başlayalım:

MOOC nedir?” sorusuna yanıt bulalım.


[1] “MOOC, her harfi tartışılabilir,” başlıklı görsel “Kitlesel çevrimiçi açık ders” kavramını keşfetmek, anlamak. (Resmi büyütmek için resmin üzerine tıklayınız.)

Yukarıdaki görsel ve yazının başındaki YouTube videosu (Türkçe çevirisi Ufuk Tarhan tarafından şu adreste yapılmış) soruya oldukça açık bir şekilde yanıt veriyor. Ben de bunlar ışığında şöyle basit bir tanım yapıyorum; büyük katılımcıları hedefleyen çevrimiçi kurslar. Tanımı biraz daha genişletirsek; bir üniversitede açılmış kredili derse benzer, herhangi bir ücret ödemeden katılınabilen, dünyanın dört bir yanından katılımcıların kullanımına sunulan açık bir çevrimiçi öğrenme ortamı. Bu kursları ilgi çekici hale getiren, kursların seçkin üniversitelerden öğretim elemanları tarafından yürütülüyor olması ve genellikle ücretsiz olması. Ayrıca, kurs sonunda küçük ücretler karşılığında katılımınıza dair bir sertifika alabiliyor olmanız da cabası.

2011 akademik yılı güz döneminde Stanford Üniversitesi’nde açılan üç ders ile ortaya çıkan fikir hızlı bir şekilde yayıldı ve bugün Amerika’da büyük fonlar tarafından desteklenen girişimlere dönüştü. Bunlardan bazıları Coursera, Udacity, edX. The New York Times gazetesinin 2012 yılını “The Year of the MOOC” yani “MOOC Yılı” ilan etmesi ile durum oldukça medyatik bir hal aldı. Bu kursların üniversitelerin yerini alacağı gibi konular konuşulup tartışıldı ve hala da konuşulup tartışılmaya devam ediyor. Yazının başında bahsini ettiğimiz haberler de hep bu tartışmaların bir sonucu.

MOOC’lar ne kadar başarılı?

Aslında kulağa ne kadar hoş geliyor; ücretsiz, açık erişim, zamanlaması esnek dersler. Ancak durum bu kadar da basit değil, işte tam burada yapılan son araştırmalardan bahsedebiliriz. Araştırmaların sonunda beklenenin aksine, derslere kaydolan kişilerin üniversite eğitimi almamış kişilerden çok hali hazırda diploma sahibi kişiler olduğunu gösteriyor. Ayrıca, bunların da yalnızca yüzde 4’lük bir kısmı kursları tamamlamış. MOOC’lar üzerine yapılan araştırma sonuçları pek iç açıcı olmasa da henüz MOOC’ların başarılı ya da başarısız değerlendirmesini yapmak yersiz.

MOOC’lar ne insanlığın kurtarıcısı ne de gereksiz etkinlikler topluluğu. Üniversitelerin okulların yerini alacağı tartışmalar ise şimdilik uzaktan eğitimcilerin temennileri gibi görünüyor. Tüm bunlara rağmen kitlesel çevrimiçi açık dersler üzerine çalışmaya değer önemli bir konu.

Peki Türkiye’de durum ne?

Ülkemizde büyük fonlar tarafından desteklenmiş bir MOOC girişimi henüz yok. Ancak not etmek gerekirse, Udemy içinde Türklerin de bulunduğu bir girişim. Akademik çalışmalar olumlu sonuçlar vermeye başladığında, hiç şüphesiz ülkemiz daha sık gündeme gelecektir. Özellikle, hatırı sayılır genç nüfusumuz yerli ve yabancı girişimciler için odak noktası ve önemli bir pazar haline gelebilir. Ancak, temennim yazının başında bahsettiğim türden İnternet gazetesi haberlerinin azalarak bitmesi ve bu konuların eğitim haberleri başlığında daha çok incelenmesi.

Sonuç olarak üzerinde çalışılması gereken önemli bir konuyu “İnternet üzerinden eğitim denemesi başarısız oldu” başlığı ile okuyor olmamız düşündürücü. Konu hakkında Türkçe nitelikli bir köşe yazısı bulamamak da bir o kadar üzücü. Ülkemizde üniversitelerin ve özel girişimlerin bu konuda yapamadıklarını konu alan başka bir yazı yazacağım. Ayrıca,”Üniversite Plus” projesi henüz istenen aşamaya gelememiş olsa da gelecek için ümit vaadediyor.

Benzer çalışmalar ve yazılar

Arda Çetin’in kişisel sitesinde konu ile ilgili hazırladığı güzel bir yazı.

Pennsylvania Üniversitesi’nden bir başka araştırmayı “The MOOC Phenomenon: Who Takes Massive Open Online Courses and Why?” başlığı ile okuyabilirsiniz.

Doğrudan “başarısız oldu” demese de muhalif bir bakış açısı: The Online Education Revolution Drifts Off Course

—–
Kaynaklar:
[1] “MOOC, her harfi tartışılabilir”. Erişim tarihi: 23 Aralık 2013, http://en.wikipedia.org/wiki/File:MOOC_poster_mathplourde.jpg

18. Mart 2016 - Yazar: Hakan Yıldırım
Kategori: e-öğrenme | Etiketler: , | Yorum yaz

Yorum Yaz

Gerekli alanlar * ile işaretlenmiş.